kekler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kekler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Nisan 2008 Cumartesi

Güzel Bir Gezi ve Kırmızı Minik Puf Kekler...

Oldukça güzel bir cuma günü geçirdim. Belki duyanlarınız vardır artık Kocaelimizinde bir kayak merkezi var, işte o kayak merkezine gittik yani Kartepe'ye. Maşukiye'den çıkınca yaklaşık 18 km. tırmanıyorsunuz ve yükseldikçe aşağıdaki herşey küçükmeye başlıyor. Ben çıkarken sağıma inerken soluma bakamadım. Ayyyy :((( düşünemiyorum yani diz boyu kar ve yine tırmanıştayım.... Heralde asla kayak yapamayacağım:))) Gizlenmiş bir yüksekli korkum varmış dün açığa çıktı:(((
Olsun yinede güzeldi. Havanın güzelliğide bize eşlik etti. Tabiii yukarılar biraz serin hatta altta resimlerde göreceğiniz gibi kar var. Efecik çıldırdı kar görünce. Heralde karı sevmeyen çocuk yoktur değil mi?
Tarifim maalesef arşivden. İnanın bahar beni fena çarptı. Hiç ama hiç halim yok. Mutfağa sadece doyalım diye girmeye başladım bu aralar. Allahtan geçici bir durum. Gezinin ayrıntılarına geçmeden ben size tarifimi vereyim aslında bildiğimiz sulu kek tarifi:
Malzemeler
* 3 yumurta
* 1 su bardağı su
* 4 fincan şeker
* 1 su bardağı yağ
* kabartma tozu
* kürdan ucu ile kırmızı gıda boyası
* aldığı kar un
*** içi için çilekli krem şanti
Hazırlanışı: Kek hamurumuzu hazırlayalım ve 150 derece pişirelim. Büyük boy tepsi kullanalım. Pişince su bardağı yardımı ile keselim yuvarlaklarımızın içini hazırladığımız krem şanti ile dolduralım. Tepsinin kenarında kalanları rondoda toz haline getirelim ve keklerimizin üstüne koyalım. Elimizle hafif yassı hale getirelim. Yemeye hazır, afiyet olsun. Şimdi gezelim mi?
İşte Efeciğin çıldırdığı kar....
Yolda sürekli bu geyik çıkabilir tabelaları vardı ancak bize uğramasılar :(((((((

Nöbetçi Sucukcu ayyyy ne güldüm yavvvvv:(((( hehhhhh

Maşukiyenin şırıl şırıl deresi.

Kartepenin kimsesiz yavru köpeği. İnanın müstakil bir evim olsa alıp gelecektim ilk defa bir köpeğe kanım kaynadı ve korkmadım.Çok tatlı değil mi?


Eeeee Maşukiyeye gidilirde alabalık yenmez mi? Yenir yenir ve şiddetle tavsiye edilir...

18 Mart 2008 Salı

Küçük Bir Soru ve Ay Keki

Grip, grip, grip.... Sanki vücudumun heryerine birileri o küçük kahvaltılık bıçaklardan batırıyor. Enerji seviyem sıfırın altında -15... Gücüm yok ama bloguma yazı yazma dürtümü engelleyemedim. Zor bela şu anda yazmaya çalışıyorum. Yeni bir blog açtım. serpilcaglayan tıkladığınızsa boş bir sayfa göreceksiniz. Sizden bir ricam olacak, geçen yazımda en altta kaldı sanırım herkes göremedi. Bazı arkadaşlar yorumlarda bulunmuş, sağolsunlar, ama maalesef henüz bilen olmadı. Bu blogun yazı konusu sizce ne olabilir diye sormak istiyorum. Hadi bakalım bu sefer ilgilenen çıkacak mı? :))))
Cumartesi günü arkadaşım gelecekti. Ne yapsam, ne yapsam diye düşünürken, eski tarifi defterimde bana çocukluğumu hatırlatan Ay Keki ile karşılaştım. Seneler var yememiştim bu keki. Çok değişik oluyor. Ağızda dağılıyor. Denemenizi öneririm. İkl denediğim kek tarifi diye aklımda kalmış. Kapıyı bayağı zor bir tarif ile açmışım. Tarifimle sizleri başbaşa bırakıyorum...

Malzemeler

* 4 yumurta

* 1,5 su bardağı şeker

* 250 gr. eritilmiş soğutulmuş margarin

* 1 paket vanilya

* 1 paket kabartma tozu

* aldığı kadar un

* üzeri için pudra şekeri

Hazırlanışı:

* Yumurtaların sarısı ve beyazını ayırıp ayrı ayrı kaplara koyalım. Beyazını mikserle kar haline gelene kadar çırpalım. Diğer kaptaki sarılarıda iyice çırpalım içine diğer tüm malzemeyi ilave edelim, en son yumurta beyazını ilave edelim. Aldığı kadar un koyalım ancak normal kek hamurundan biraz daha katı olacak. Yağlanmış tepsiye dökelim ve 150C derecede yaklaşık 25 dakika pişirelim. Piştikten sonra ay şekli vererelim üzerine pudra şekli dökelim. Ben ay şeklini su bardağı ile verdim ancak kurabiye kalıplarınız arasuında şekli ay olan varsa bence siz onu kullanın bayağı zor oluyor:(((( Kenarlarından çıkanlarıda buzluğa attım birgün truff yaparım diye. Afiyet olsun.:))))))))))))))))))))))))

13 Mart 2008 Perşembe

BLOĞUM BİR YAŞINDA....

Kocaman kucak dolusu selamlar, sevgiler ve tatlı tatlı gülüşler.... Çok, çok mutluyum... Zaman su gibi geçti ve bloğum bir yaşına girdi...:))))))


Blogum açmaya iyiki karar vermişim... Benim için çok özel bir yeri ve önemi var. Evdeki ikinci dünyam diye adlandırıyorum. Birgün intenettte sörf yaparken tesadüfen portakal ağacının sayfası ile karşılaştım. o kadar hoşuma gittiki saatlerce gezdim sevgili Hatice'nin sayfasını. Sonra başka bir akşam bilgisayar uzmanı olan kuzenime Portakal Ağacından bahsettim ve inanın o güne kadar bloglar hakkında hiçbir şey bilmiyordum. Keşke dedim benimde olsaydı dedim derin derin iç çekerek. Hiç zor olmadığını öğrenince dünyalar benim oldu. Sonra uzun uzun isim düşünmeye başladım ama işin en zor kısmı buydu galiba... Ve blogumun ismini sevgili biricik eşim koydu. HAŞHAŞLICOREK... Neden derseniz çok kolay. Eşim Amasyalı yörenin en ünlü yemeklerinden ve eşim bayılır. O istedi bu ismi bende kırmadım. (Şimdilik bir şikayetim yok seviyorum bu ismi, eşim duymasın belki imkanım olsa değiştiririm ama imkansız galiba.)




Ertesi gün blogcudan hemen sayfa açtım kendime. Ancak o kadar sık kopmalar oluyordu ki kimi zaman pişman bile oluyordum. Sonra Hülya ile tanıştım. ( tabii yorumlarla) onun anlatımı ile bloggera geçmeye karar verdim. Sevgili Hülya'nın yardımlarını asla unutamam. Benim bitmek bilmeyen bana şimdi anlamsız gelen sorularıma tüm sabrı ile cevap verdi. Biliyorsunuz şimdi kendisi taze anne. Sevgilerimi sunuyorum kendisine...ve sonsuz teşekkürlerimi...




Sonra blog alemindeki ikinci arkadaşım Ayşe ile tanıştım. Taaa Amerikalardan, oda sağolsun bitmek bilmeyen sorunlarıma pir gibi yetişti. Kendisinede teşekkürlerimi gönderiyorum. Hmm birde kokulu öpücük...




Sevgili Kuzenim Serkan'da şu anki son halini verdi. Va hashaslicorek bu günlere geldi işte...



Benim için çok özel, önemli şimdilik. Ama ne kadar böyle gider bilemiyorum.Hastalık gibi içine işliyor insanın. Her zaman tarif koyacak, yazacak vaktim olmasada inanın mutlaka gün içinde uzun blog ziyaretlerini yapmadan edemiyorum. İşalllah içimdeki şevki hiç kaybetmem.


İşalllah sırada 2. blog var ama bu sefer kulvar farklı. İşallah eksikler tamam olur olmaz en kısa zamanda yayında. Peki size bir soru sizce bu blogun kulvarı ne olabilir? Cevaplama zorunluluğu elbette yok ama tahminleriniz merakımı celbetti şahsen...:))))))))))))))


Yayın hayatına başka bir mutfakta başlayan hashaslicorek sizler için bu yeni mutfağından devam ediyor yazılarına:)))) Evet gelelim bugün gelen arkadaşlarım ve sizler için hazırladığım Portakal Pelteli Kek tarifimize. Tanımakta çok geciktiğimi düşündüğüm canım arkadaşım Funda'dan aldım tarifini. Süper bir lezzet. Ancak ben tarifteki kek yerine evde çok sayıda olan Ülker marka karışık meyveli hazır top kekleri kullandım. Bloguma nice yaşlar diliyor, tarife geçiş yapıyorum:


Malzemeler

* 8 adet karışık meyveli topkek

* Islatmak için 1 su bardağı kadar portakal suyu

Pelte İçin:

* 3 portakal suyu

* 1 yemek kaşığı mısır nişastası

* 5 yemek kaşığı şeker

*** Krem şanti


Hazırlanışı

Öncelike kekleri üzerlerini bıçakla küçük küçük çizip fırında ısıtalım. Sıcak olunca alalım ve çorba kaşığı yardımı ile kekleri ıslatalım. Biraz ılınınca daha önceden hazırladığımız krem şantiyi sıkma torbası ile topkeklerin üzerine sıkalım ve dolaba koyalım.

Peltemizi pişirelim. İyice soğuyunca krem şantinin üzerine dökelim. Dolapta bekletelim. Ben süsleme için damla çikolata kullandım. Afiyet Olsun...