31 Mart 2008 Pazartesi

Sini Kebabı

Sizi bilmem ama bahar beni her sene olduğu gibi yine acayip çarptı. Hiçççç yaşam enerjim kalmadı:((( İştahım kesildi (çok vardı yaaa) , sürekli nezle gibiyim... Hapşuruğum hiç bitmiyor, hep uykum varrr. Ayyy bahar geliyor tabii arkasından yaz gelecek bu güzel ama birde şu yorgunluğu olmasa. Birde beni hafif depresif yapar bahar. Sizin anlayacağınız sanki yaiamıyorum. Ordan oraya koşturan, hiç işi bitmeyen Serpil gitti yerine miskin tembel biri geldi inanın. Mutfağa girip yemek yapasım bile yok, artık stokdakilerle bloğum idare ederde evdekiler ne yer ne içer allah kerim artık:S


Benim baba tarafım İskenderun'lu. Bizim oralarda en çok et yenir tahmin edeceğiniz gibi... Üstüne üstlük koyun eti...Babam hala sever koyun etini ama biz yiyemiyoruz ağır geliyor biraz.Heralde ikinci sıradada bulgur gelir. Buda babacığımın en sevdiği yemek listesinde ilk ona girer kesin.. Sini kebabı...Şimdi geçelim buyrun mutfağa:))

Malzemeler:
* 1 kg. yağlı kıyma
* 3 baş ince doğranmış soğan
* 1 yemek kaşığı salça
* 2 adet ince doğranmış domates
* 1 tatlı kaşığı kırmızı biber
* 1 tatlı kaşığı karabiber
* sıvıyağ
* tuz
* üzeri için 1 patates, 2 biber, 1 domates
Hazırlanışı:
Bütün malzemeyi karıştıralım, köfte gibi yoğuralım. Yağ ölçüsü vermedim çünkü size bırakıyorum. Ben sadece tepsinin altını yağlamak için kullanıyorum çünkü kıymanın yağı bize yeterli geliyor. Yoğurduğumuz eti yağlanmış tepsiye elimizle iyice yerleştirelim. Üzerini domates, biber ve patates ile süsleyelim.200 C de yaklaşık 30 dakika pişirelim. Tepsinin ortasına doğru çekecektir panik yok, normal bir durum. Afiyet olsun.




18 Mart 2008 Salı

Küçük Bir Soru ve Ay Keki

Grip, grip, grip.... Sanki vücudumun heryerine birileri o küçük kahvaltılık bıçaklardan batırıyor. Enerji seviyem sıfırın altında -15... Gücüm yok ama bloguma yazı yazma dürtümü engelleyemedim. Zor bela şu anda yazmaya çalışıyorum. Yeni bir blog açtım. serpilcaglayan tıkladığınızsa boş bir sayfa göreceksiniz. Sizden bir ricam olacak, geçen yazımda en altta kaldı sanırım herkes göremedi. Bazı arkadaşlar yorumlarda bulunmuş, sağolsunlar, ama maalesef henüz bilen olmadı. Bu blogun yazı konusu sizce ne olabilir diye sormak istiyorum. Hadi bakalım bu sefer ilgilenen çıkacak mı? :))))
Cumartesi günü arkadaşım gelecekti. Ne yapsam, ne yapsam diye düşünürken, eski tarifi defterimde bana çocukluğumu hatırlatan Ay Keki ile karşılaştım. Seneler var yememiştim bu keki. Çok değişik oluyor. Ağızda dağılıyor. Denemenizi öneririm. İkl denediğim kek tarifi diye aklımda kalmış. Kapıyı bayağı zor bir tarif ile açmışım. Tarifimle sizleri başbaşa bırakıyorum...

Malzemeler

* 4 yumurta

* 1,5 su bardağı şeker

* 250 gr. eritilmiş soğutulmuş margarin

* 1 paket vanilya

* 1 paket kabartma tozu

* aldığı kadar un

* üzeri için pudra şekeri

Hazırlanışı:

* Yumurtaların sarısı ve beyazını ayırıp ayrı ayrı kaplara koyalım. Beyazını mikserle kar haline gelene kadar çırpalım. Diğer kaptaki sarılarıda iyice çırpalım içine diğer tüm malzemeyi ilave edelim, en son yumurta beyazını ilave edelim. Aldığı kadar un koyalım ancak normal kek hamurundan biraz daha katı olacak. Yağlanmış tepsiye dökelim ve 150C derecede yaklaşık 25 dakika pişirelim. Piştikten sonra ay şekli vererelim üzerine pudra şekli dökelim. Ben ay şeklini su bardağı ile verdim ancak kurabiye kalıplarınız arasuında şekli ay olan varsa bence siz onu kullanın bayağı zor oluyor:(((( Kenarlarından çıkanlarıda buzluğa attım birgün truff yaparım diye. Afiyet olsun.:))))))))))))))))))))))))

13 Mart 2008 Perşembe

BLOĞUM BİR YAŞINDA....

Kocaman kucak dolusu selamlar, sevgiler ve tatlı tatlı gülüşler.... Çok, çok mutluyum... Zaman su gibi geçti ve bloğum bir yaşına girdi...:))))))


Blogum açmaya iyiki karar vermişim... Benim için çok özel bir yeri ve önemi var. Evdeki ikinci dünyam diye adlandırıyorum. Birgün intenettte sörf yaparken tesadüfen portakal ağacının sayfası ile karşılaştım. o kadar hoşuma gittiki saatlerce gezdim sevgili Hatice'nin sayfasını. Sonra başka bir akşam bilgisayar uzmanı olan kuzenime Portakal Ağacından bahsettim ve inanın o güne kadar bloglar hakkında hiçbir şey bilmiyordum. Keşke dedim benimde olsaydı dedim derin derin iç çekerek. Hiç zor olmadığını öğrenince dünyalar benim oldu. Sonra uzun uzun isim düşünmeye başladım ama işin en zor kısmı buydu galiba... Ve blogumun ismini sevgili biricik eşim koydu. HAŞHAŞLICOREK... Neden derseniz çok kolay. Eşim Amasyalı yörenin en ünlü yemeklerinden ve eşim bayılır. O istedi bu ismi bende kırmadım. (Şimdilik bir şikayetim yok seviyorum bu ismi, eşim duymasın belki imkanım olsa değiştiririm ama imkansız galiba.)




Ertesi gün blogcudan hemen sayfa açtım kendime. Ancak o kadar sık kopmalar oluyordu ki kimi zaman pişman bile oluyordum. Sonra Hülya ile tanıştım. ( tabii yorumlarla) onun anlatımı ile bloggera geçmeye karar verdim. Sevgili Hülya'nın yardımlarını asla unutamam. Benim bitmek bilmeyen bana şimdi anlamsız gelen sorularıma tüm sabrı ile cevap verdi. Biliyorsunuz şimdi kendisi taze anne. Sevgilerimi sunuyorum kendisine...ve sonsuz teşekkürlerimi...




Sonra blog alemindeki ikinci arkadaşım Ayşe ile tanıştım. Taaa Amerikalardan, oda sağolsun bitmek bilmeyen sorunlarıma pir gibi yetişti. Kendisinede teşekkürlerimi gönderiyorum. Hmm birde kokulu öpücük...




Sevgili Kuzenim Serkan'da şu anki son halini verdi. Va hashaslicorek bu günlere geldi işte...



Benim için çok özel, önemli şimdilik. Ama ne kadar böyle gider bilemiyorum.Hastalık gibi içine işliyor insanın. Her zaman tarif koyacak, yazacak vaktim olmasada inanın mutlaka gün içinde uzun blog ziyaretlerini yapmadan edemiyorum. İşalllah içimdeki şevki hiç kaybetmem.


İşalllah sırada 2. blog var ama bu sefer kulvar farklı. İşallah eksikler tamam olur olmaz en kısa zamanda yayında. Peki size bir soru sizce bu blogun kulvarı ne olabilir? Cevaplama zorunluluğu elbette yok ama tahminleriniz merakımı celbetti şahsen...:))))))))))))))


Yayın hayatına başka bir mutfakta başlayan hashaslicorek sizler için bu yeni mutfağından devam ediyor yazılarına:)))) Evet gelelim bugün gelen arkadaşlarım ve sizler için hazırladığım Portakal Pelteli Kek tarifimize. Tanımakta çok geciktiğimi düşündüğüm canım arkadaşım Funda'dan aldım tarifini. Süper bir lezzet. Ancak ben tarifteki kek yerine evde çok sayıda olan Ülker marka karışık meyveli hazır top kekleri kullandım. Bloguma nice yaşlar diliyor, tarife geçiş yapıyorum:


Malzemeler

* 8 adet karışık meyveli topkek

* Islatmak için 1 su bardağı kadar portakal suyu

Pelte İçin:

* 3 portakal suyu

* 1 yemek kaşığı mısır nişastası

* 5 yemek kaşığı şeker

*** Krem şanti


Hazırlanışı

Öncelike kekleri üzerlerini bıçakla küçük küçük çizip fırında ısıtalım. Sıcak olunca alalım ve çorba kaşığı yardımı ile kekleri ıslatalım. Biraz ılınınca daha önceden hazırladığımız krem şantiyi sıkma torbası ile topkeklerin üzerine sıkalım ve dolaba koyalım.

Peltemizi pişirelim. İyice soğuyunca krem şantinin üzerine dökelim. Dolapta bekletelim. Ben süsleme için damla çikolata kullandım. Afiyet Olsun...

6 Mart 2008 Perşembe

Saç Yufkasından Tava Böreği

Son derece yoğun ve fevkaladenin fevkinde :))bir hafta geçirdim, geçiriyorum. Acayip yoğun ama keyifli)) Bu durumun kötü olan tek yanı her toplantıda bol bol kalori alıyor olmam...:(( Ve nasıl olduğunu bilmiyorum ancak bütün hafta bir türlü fotoğraf makinam yanımda olamadı. Dolayısı ile hiçbir görüntüyü sizlerle paylaşamıyorum. Bana gelen arkadaşlarımın için hazırladıklarımıda misafir telaşından ve bizim canavarların yaramazlıklarından unutmuşum.(( Olsun bende anlatırım, eskiden resim mi vardı canımmm... İnsanlar mum ışığında radyodan gelen müzik sesleriyle ve ajanslardan alınan haberlerle vakit geçirirlerdi. Komşuluk vardı değil mi? Çünkü televizyon yoktu. Bir araya gelinir uzun saatle çay eşliğinde sohbetler edilirdi. Ne güzel zamanlardı onlar bende hatırlıyorum ucundan kıyısından. Mesela çocukluğumdan en net hatırladığım; (bugün 2. baskı olacak) çok sık elektirik kesilirdi. Eğer evdeysek, hemen babacığımın etrafına civciv gibi toplanırdık. Sonra başlardı babam türk sanat müziği eserler söylemeye. Bizde ona vokal yapardık üç kız kardeş. Canım babacım. Ne keyif alırdım. Belkide şu anda musikiye olan bu sevgimin en önemli kaynağı budur. Ayyyy laf neden buralara geldi biliyorum...Söylemezsem çatlarım. Biz birkaç arkadaş türk sanat müziğini üç ayda detonesiz söyleyebileceğimiz bir kursa başlıyoruz yakında:))Oleyyyyyy... Çok mutluyum... Bugün okul aile birliği olarak belediyemizin kadın meclisinin düzenlediği dünya kadınlar günü yemeğine katıldık. Orada öğrendik kursu. Dururmuyuz hemen harekete geçildi tabii... Haftada birgün iki saat... Bu arada tabii ki bütün hanım arkadaşlarımın dünya kadınlar gününü kutlarım. Bir gün değil hergün hatırlanmak dileğiyle diyorum ve yine nostaljik bir şekilde hazılrlanan tava böreğimin tarifi ile sizleri başbaşa bırakıyorum. Ramazan ayı için yengemlerle yapmıştık saç yufkalarını.Hmm işallah bu senede yaparız ...Sıcağıda ,kurusuda ömre bedel oluyor:)) Bize bu iş için evinin kapılarını açan canım Fatma yengeme buradan tekrar teşekkürler. En güzel günler ve geceler sizlerle olsun :)) heh heh...
Saç Yufkasından Tava Böreği
Malzemeler
* 6 adet saç yufkası ( su ile ıslatılıp yarım saat bekletilecek)
İçi İçin:
* 250 gr. Kıyma
*1 baş rendelenmiş soğan
* 1 çay bardağı haşlanmış pilavlık bulgur
* sıvıyağ
* karabiber
* tuz
Hazırlanışı
* Öncelikle sıvıyağla sıvıyağ ve soğanı kavuralım
* Haşlanmış bulguru ekleyelim. Baharatları ekleyelim.
* Orta boy bir teflon tavaya sıvıyağ sürelim ve ıslattığımız yufkalardan 3 adedini koyalım. İç malzemeyi yerleştirip kalan 3 yufkayıda koyalım.
* Arkalı önlü kızarana dek ocağın en kısık ateşinde pişirelim.
* Dilediğiniz iç malzeme ile yapabilirsiniz. Afiyet olsun....