25 Kasım 2007 Pazar

Yalnız Gidilen İlk Sinema ve Tadı Damakta Kalan Mantı:))



Hayat herşeye rağmen devam ediyor. Esra'nın vefatı beni çok etkiledi. Zaten hala işsiz olmanın getirdiği bir depresif durum söz konusu, inanın çalışmamanın beni bu denli sıkacağını hiç düşünmezdim. Hafta içi 5 gün öyle yoğun geçiyor ki, bu yoğun günleri paylaşmak istedim sizinle... Biliyorsunuz birde okul aile birliğine girdim. İlk etkinliğimizi yaptık,çokta beğenildi öğretmenlerimiz tarafından.Öğretmenler gününe has bir etkinlikti. Benim görevim mercimek köftesi yapmaktı,özellikle kendi öğretmenimiz bizzat çok beğendiğini söyledi. Bende çok mutlu ve memnun oldum.İşallah tarifleri ve resimleri kısa zaman sonra hashaslicorekte olacak.Yukarıdaki mantılarda sevgili teyzemin elinden çıktı. Daha önce bahsetmiştim. Son derece hamarat bir hanımdır kendisi. Bu mantılar yufkaları kare kare keserek değil, her bir mantıyı tek tek açarak elde edilmiştir. Bu enfes mantının sizlerle sadece resmini paylaşıyorum. İşallah ileride tarifinide verebilirim.:)) Laf aramızda hayatımda yediğim en lezzetli mantıydı...:))


Cuma akşamı çarşıya gezmeye gittik birde ne görelim belediye bandosu konser veriyor. Ben sadece istiklal marşını okuduklarını düşünüyordum. Tabiii Efecik bu duruma çok sevindi. Artık nerede ne görse okuma çabası içinde, bilmediği her harfi verdiğimizde hop okuyor. Yazarken biraz sorunumuz var ama öğretmenimiz yazmak daha zor normal dedi. Eee anne olarak biraz telaşlanıyorum tabiii... Babamız motivasyon amaçlı yeni bir uygulam başlattı. Her hafta sonun cumartesşi günleri Efeciğin isteklerine binaen ödüllendirme çalışmaları yapıyoruz. Yukarıdaki gezintide bunlardan biri. Hemen akabinde yalnız girmek istiyorum diye tutturduğu sinemamız var. Napalım alışsın kendine güveni gelsin dedik. Sinemaya götürdük.
Onu beklerken çektim bu kasımpatıları, içimi aydınlattılar inanın, bu mevsimde...

Yalnız girilen sinemada edinilen arkadaşlar. Yaaa hayret yanii bir dakika durmadılar, şöyle bir resim alıyım dedim. Bu kadar olur. Film "Garfield Geri Dönüyor" çok güzelmiş küçük bey öyle dedi...Buda anılarımıza eklendi. İlk gidilen film "Garfield Geri Dönüyor"... Şimdilik sevgiler... İşallah en kısa zamanda mercimek köftesi tarifi ile aranızdayım..

23 Kasım 2007 Cuma

büyüleyen Mutfak Kokusuna Erken Veda...

Bu haberle nasıl sarsıldım anlatamam. Gencecik bir öğretmen. Ailesinin ve tüm sevenlerinin başı sağolsun. Tabii bütün blogcu arkadaşlarında. Mekanın cennet olsun Esra:((((

7 Kasım 2007 Çarşamba

İçli Köfte

Koca bir haftanın daha orta gününde koşuşturmadan yorgun düşmüş durumdayım.Bütün bu yoğunluğa birde okul aile birliği macerası eklendi. Tekrar işe dönmeye karar verirsem bu sosyal aktiviteler ne olacak bilemiyorum ki böyle bir niyetim var daha doğrusu başladı. Efenin doğumunda verdiğim arayı saymazsak en uzun aram oldu. Ama öylesine stresli bir işyerinde çalışıyordum ki inanın hala bile o stresi temizleyemedim ruhumdan. Sonra çalışmayı çok seven beni çok ama çok yıldırdı son işyerim. İşallah yeni işimde bu kötü duygulardan kurtulma sürem çabuklaşır. Aslında çok gel-gitler yaşıyorum. Acaba oğlumlamı ilgilenmeliyim yoksa çalışmalıyım diye. Heralde bütün çalışanların yaşadığı bir gelgittir bu:(( yada sadece bana has. En sevdiğim ve iki oğluna rağmen çalışmayı sürdüren arkadaşım bana şöyle dedi: Bende çok kararsız kaldım ama çok değil 20 yaşına geldiklerinde karşıma geçip bana ne çalışsaydın dediklerinde üzülmemek için çalışıyorum. Belki demezler ama diyebilirlerde değil mi? Bütün zorluklarına rağmen hem onlara hem kendimize vakit ayırmak, kendimiz içinde bu yaşamın kıyısına bir yerlere , birşeyler için imza atmak galiba daha doğru. İnanın yazarken bile acabalar taşıyorum:((
Ben aslen İskenderunlu bir babanın ve İzmitli bir annenin kızıyım. İskenderunlu yanım pek sever bulguru, eti, kebabı,acıyı:)) Birde midem müsaade etse:(( Oldun ben sevdiklerime yapıyorum en azından. Tarif tozlu raflardan çıktı. Yoğunluktan yeni birşeyler yapamıyorum bu ara. İşte tarifim... Sevgiler...
Malzemeler
Hamuru İçin:
* 2 su bardağı ince bulgur
* 2 su bardağı sıcak su
* yarım su bardağı un
* 1 yumurta
* 1 yemek kaşığı biber salçası
* tuz
İçi İçin:
* 250 gr. kıyma
* 2 baş ince kıyılmış soğan
* 2 yemek kaşığı biber salçası
* 2 yemek kaşığı sıvıyağ
* yarım demet maydonoz
* karabiber
* tuz
*** kızartmak için bol sıvıyağ...
Hazırlanışı
1. Önce bulguru sıcak su ile ıslatıp yarım saat bekleyelim. Geri kalan malzememizi içine ekleyip uzunca bir müddet yoğuralım. Poğaça hamuru kıvamına gelsin.
2. Kıymamızı ve soğanlarımızı kavuralım. Diğer malzemeyide ekleyip, soğutalım.
3. Hamurumuzdan cevizden biraz daha büyük parçalar koparıp, elimizle oyalım ne kadar ince olursa o kadar güzel olur. Eğer elimizi ıslata ıslata oyarsak daha kolay oyulur.
4. İçine kavrulmuş kıymamızı ekleyip üst kısmını kapatalım. Bol sıvıyağda pembeleşene dek kızartalım. AFİYET OLSUN...

2 Kasım 2007 Cuma

St. Petersburg Balmumu Heykel Sergisi

Herkese kucak dolusu selamlar vererek, hemen bu akşam gittiğim bir geziden bahsetmek istiyorum. ST. PETERSBURG balmumu heykelleri sergisi. İnanılmaz güzeldi. Ortam oldukça karanlık olduğundan resim kaliteleri oldukça düşük:(( Şehrinize gelirse eğer, şiddetle gitmeniz tavsiye olunur, bendeniz tarafından. Şimdi küçük anektotlarla gezimizden bahsedelim:
En ilginç balmumu köşesinde tüm ihtişamıyla oturan ATA'mızdı. Atamız ölmeden önce, yüzünden mask alınmış fakat devletimiz Atamızın maskını Rus devlerine vermek istemeyince yüzde yüz oranda benzememiş ama gerçekten buna rağmen çok etkileyiciydi. Şunu önemli bilgiyide paylaşmak isterim ki; Atamız ressamların ve heykeltraşların yapmakta en çok zorlandıkları yüzlerden birisine sahipmiş. Yüzde yüz oranda benzetmeleri için farklı açılardan 400 adet fotoğraf çekilmesi gerekiyormuş. Ben şöyle düşünüyorum ki Atamız daha doğarken kendine munhasır bir çok güzellikle ve farklılıkla doğmuş.
İlk olarak Avrupada ölülere duyulan saygıyı belirtme ve esrarengiz törenler düzenleme amacıyla yapılan heykeller, günümüzde yenilerek ve çeşitlenerek tarihin efsane isimlerini bizlerle buluşturuyor. Tüm gözler protez, dişler protez diş, saçlarda gerçek insan saçıdır. Bir heykel için 15 heykeltraş çalışarak 3 ayda hazırlamaktadır. Üsttte görmüş olduğunuz ünlü türk ozanı Yunus Emre'dir.
Bir devri kapatıp diğer devri başlatan Fatih Sultan Mehmet Han.
Yavuz sultan Selim Han. Kulağındaki küpesine kadar var. Küpe ile ilgili en yaygın rivayet şudur: Yavuz Sultan Selim Han Mısır seferine gittiğinde tek kulağına küpe takan insanlar görür. Sorar ve köle olduklarını öğrenir. Hemen bir küpede kendi kulağına takılmasını ister. Bende bu milletin ve bana bunu nasip eden allahımın kölesiyim diye küpe takmak istemesini açıklar.
Napolyon... PARA, PARA, PARA....:))
En ilginç gelen heykel. Bir Rus ajanı. İnanın ismini unuttum. Ama çok enteresan bir hikayesi var. Tam 25 sene kadın olarak Rusya için ajanlık yapıyor. O kadar güzel bir kadın oluyor ki bir çok teklifle karşılaşıyor ancak kabul edemiyor tabii. 25 senenin sonunda görevi sona eriyor fakat kadınlığa son derece uyum sağlayan ajan gerçekten kadınmıydım erkekmiydim çıkmazına giriyor. Dikiş dikmeyi ve yemek yapmayı öğreniyor. 80 yaşlarında öldüğünde en yakın arkadaşı dahi aslında bir erkek olduğunu o öldükten sonra öğreniyor:((
Bunun dışında hep ilgimi çeken ve dehşet verici ihtirasını okuduğumda çok etkilendiğim Hürrem Sultanla karşılaşmak çok ilginçti:)) Efendim mutlaka gidin. Şimdilik bu kadar... Sevgiler:)))