29 Ağustos 2008 Cuma

Gezdik Gezdik... Tatil Bitti:))

Merzifon'un meşhur Kıymalı Pidesi...
Amasya'nın Toyga Çorbası...

Ve Keşkek...

Bu yıl çok uzun ve güzel bir tatil yaptık çok şükür. Darısı tüm isteyen dostaların başına . Kerpe'den sonra Amasya Mezifon'a doğru yola çıktık. Geze geze ... Çerkeş' e uğradık eşim asker arkadaşını gördü. Merzifonda aile ziyaretlerini bitirince buram buram kültür kokan Amasya'ya gittik. Büyülü bir şehir. Şehzadelerin büyüdüğü ve yetiştirildiği, Ferhat'ın Şirin için dağları deldiği enfes bir şehir. Dağların oyularak yapıldığı Kral Mezarlıkları insanı etkiliyor. O tarihteki olmayan teknoloji ile nasıl yapılmış çok ama çok enteresan. İnsan üstü çaba harcanmış olmalı. Dönerken Ankara ve Çorum gezdik. Ankara'da bize ev haipliği yapan Hakan ve eşine çok teşekkürler. Sizler için yedik,içtik,gezdik ve resimledik. Buyrun gezelim...











13 Ağustos 2008 Çarşamba

Kerpe Sahillerinde Küçük Bir Hanımefendi...


Siz daha önce hiç bu kadar güzel yaratılmış bir bebek gördünüzmü?
Duymuşsunuzdur karadeniz kıyılarının İstanbula yakın Kerpe sahilini. dün oraya gittik yüzmeye . Örenin suyundan sonra havuz suyu gibi sıcak geldi. Çocuklar her zamanki gibi çok eğlendiler. Hele Eçoşumuzu görmeliydiniz, bir bebek suyu bu kadar mı sever? Gidene kadar çıkmadı sudan diyebilirim. Yaz münasebetiyle pek değişik tarif yayınlayamıyorum çünkü sıcaklardan evde kimsenin iştahı yok. Açıkcası yeni denemeler için ramazanı iple çekiyorum. İşallah çok güzel tariflerle en kısa zamanda görüşmek üzere. Sevgiyle kalın...
NOT: Eçosuma maşallah denemeyi unutmazsanız sevinirim.

7 Ağustos 2008 Perşembe

Maklube, Devekuşları vs. vs.....

Uzun zamandır maklube yapmayı düşünüp duruyordum, nihayet geçen hafta yaptım. Ancak kesinlikle misafir olması lazım; bizim gibi 2,5 kişilik bir aile tek başımıza öğütemeyiz diyerek kardeşimi çağırdım. Methedildiği kadar güzel bir türk yemeği (yada ben öyle biliyorum) İşallah tarifini vereceğim aşağıda ancak bu hafta neler yaptığımın kısa bir özetini geçmek istiyorum...: Yaz münasebetiyle bol bol geziyorum. Okullar açılıp oğluşumun dersleri başlayınca nasıl olsa gezemeyeceğim. Şimdiden kurtlarımı döküyorum işte. Kızkardeşimin bir arkadaşına gittik bu hafta içinde çokkk güzel manzarası var evinin. Körfezimiz tüm ihtişamıyla kanatlarımızın altındaydı. Kıyı görünen yer haritadaki tam körfezin bitim noktası. İzmitliler bilir Bağçeşmeyi bu resmi oradan çektim. Hafize'ye misafirperverliğinden dolayı teşekkürlerimi sunuyorum.


Geçen hafta sonu Adapazarına yeni açılan Ada Center alışveriş merkezine gittik alışveriş için. Gezdik gezdik karnımız açıktı ortak bir karar alarak meşhur Kazımpaşa köftesinden yemek için yola koyulduk. Fakat bir türlü aradığımız gibi , şöyle açıkhavada çocukların rahat edeceği bir yer bulamadık Kazımpaşa'da ... İşallah bir yer buluruz umuduyla ilerlerken, Zirve et adında son derece hoş ve nezih bir yer bulduk. Üstelik çocukların inanılmaz ilgisini çeken ikide sevimli devekuşu vardı burada. Sonra kuzu çevirme, kendin topla bahçesi, manda yoğurdu, çok güzel bir yerdi. Bu yüzden hepinize tavsiye ediyorum. Yolunuz düşerse akmeşeden 5 km. sonra zirve et mangal... Eğer devekuşu yumurtası yemek isterseniz 10 kişilik bir grup olarak gitmeniz lazım. Çünkü Sultanın yumurtası aynı anda tam 10 kişiyi doyurabiliryorumuş. Üsteki devekuşuda Süleyman. Çok şekerler elinizden yemek yiyebiliyorlar. Sultan 2 günde bir yumurtluyormuş. Ve yumurtladığı hergün çok sancı çekiyormuş.Yumurtası için sırada bekleyen 17 kişi varmış ama kabuğu için. Çünkü evinize koyduğunuzda asla örümcek ağı olmazmış diyerek altta resme geçelim.



Bir önceki haftada oğluma ve sınıf arkadaşı Eren'e vapur turu yaptırdım. Vapurla Değirmendereye gittik. Rüzgar vardı üçümüzde biraz korktuk açıkcası. Değirmendere fındığını bilmeyen yoktur herhalde gidince yenmezmi yedik elbette. Şimdi maklubenin tarifine geçelim....:

Malzemeler ( 8 kişilik)
1 kg. pirinç
1kg. kavurmalık et
3 adet patlıcan
3 adet patates
3 adet kabak
2 soğan
sıvıyağ
tuz, karabiber
Arzu edilen yeşil salata malzemeleri ve bolca yoğurt
Hazırlanışı: Önce etimizi ocağa koyalım ve iyice pişmiş bir kavurma elde edelim. Patates, patlıcan ve kabağımızı küp küp doğrayalım ve sıvıyağda kızartalım. Önceden pirincimizi tuzlu suda ıslatıp en az yarım saat bekletelim. Oldukça derin bir tencere tercih edelim. Tencerenin en altına halka halka soğanları doğrayalım ve dizelim.( yemeğin dibinin tutmaması için) Üzerine kavurmamızı koyalım, onun üstüne kızartığımız sebzeleri ve en üstede sıvıyağ, tuz ve karabiberle karıştırdığımız pirincimizi koyalım. Suyu malzemelerin üzerine 2 parmak çıkıncaya kadar koyalım. Kısık ateşte pirinçler iyice pişinceye kadar pişirelim. Piştikten sonra büyük bir tepsinin tam ortasına ters çevirelim. kenarlarını aynı resimdeki gibi dilediğiniz yeşil salata ve yoğurtla süsleyelim. sıcak olarak servis edelim. Afiyet olsun...

28 Temmuz 2008 Pazartesi

Kalbim Egede Kaldı...

Güzel, harika, muazzam, şahane, sevimli, sıcak, tatlı, yorucu, fazla tok, çok uykulu, ara ara baygın, kimi zaman yaygın, fazla bronz, ohhh tv yok, eğlence çokkk, herkes ne sıcak, acaba hep burada mı kalsak, amannn ne yer ne içeriz? Biz en iyisi İzmit'e dönelim, bekle Ören biz seneye yine gelelim...
Bu yılki tatilimizi kısaca özetlemeye çalıştım umarım açıklayıcı olmuştur. Şahane bir tatil geçirdik. Şiddeti en maksimum düzeyde tüm sevdiklerime tavsiye ediyorum. Lise yıllarında da buralara gitmiştim ancak bu kadar çok tadını alamamıştım. Bu sefer öyle olmadı harikaydı. Canım, biricik eşime 1400 km. yok katederek bize yaptırdığı bu güzel tatilden dolayı buradan teşekkür etmek istiyorum. Ayvalıktan başlayark tüm Edremit Körfezini ve Çanakkaleyi gezdik. En son olarak Ocaklar Erdek'te bir gece kaldık. Ve tam yol ileri diyerek evimize geldik.
Burası Örenin plajı, akşam gün batımı yaklaşırken. Çok yerden günbatımı izledim ancak bu kadar güzelini hiç izlememiştim. Gerçekten şahaneydi. Altta resmini sizinle paylaştım.

Bol zeytin ağaçaları yol baoyunca sağlı sollu olarak karşınıza çıkıyor. Eğer yolunuz düşerse mutlaka buraların zeytinyağını ve zeytin reçelini deneyin derim. Ben zeytinyağımı aldım. Bir kış yeter bana. Ama zeytinler yağlık bilginiz olsun. Yani etsiz çekirdeği çok büyük. Eğer zeytin alacaksanız Gemliği tercih edin. Biz öyle yaptık.

İşte muazzam gün batımı.... Karşı kıyıda Akçay, Altınoluk ve Küçükkuyu var. Küçükkuyuya yolunuz düşerse Alp Balıkçılıkta balık yemenizi tavsiye ederim. Hemen sahilde çok şirin bir yer. Alışverişse amacımız Akçay akşamları bunun için ideal. Upuzun kordonda sağlı sollu dükkanlar var.
Resmi çektiğim yer Pelitköy, karşı kıyı Ören...

Ayvalık sarımsaklı plajı. Sarımsaklı 60 km. Boyunda kumsalı ve ince kumu ile mavi bayrak plajı almaya hak kazanmış. Burayı sevenler bana kızmasın ama benim gezdiğim yerler içinde en az beğendiğim burası oldu. Çünkü hiç yeşillik yok. Ben yeşili ve maviyi bir arada seviyorum. Sanıyorum bu yüzden ısınamadım buraya. Sadece denizini tavsiye ediyorum. Eğer kalacaksanız bol bol sinek savar koyun bavullara.

Müthiş Şeytan Sofrası....Böyle manzaralar ender bulunur... Sakın birşey yiyip içmeyin. Manzarayı seyredin ve kaçın... Çok pahalı.

Gömeç: Atatürk Kayalıkları. Umarım görüyorsunuzdur. Şahane başka ne denebilir ki..

İşte Assos'dayız.Hem tarihi, hemde denizi ile çok güzel bir yer. İniş yolunda sizi oldukça yaşlı yörük teyzeler karşılıyor ve ellerindekileri satmak için neredeyse yalvarıyorlar. O an o kadar kötü oldum ki anlatamam. Çok etkilendim. Hem Assos'tan hemde bu teyzelerden. Assos'da çok şık butik oteller var. Tamamı taş evler şeklinde. Tavsiye ediyorum. Hmm mutlaka midye dolmasını ve özel dondurmasınıda tadın derim.

Oooooo Truva, ilkokul beşinci sınıfta gelmiş ve tarih sever biri olarak yne aynı şekilde etkilenmiştim. Kazıldıkça altından başka güzellikler çıkan dünya mirasını, yolunuz düşerse ziyaret edin derim... Dikkatli bakarsanız camdan bakan Efeciği ve beni görebilirsiniz. Çanakkale Ezineden'de meşhur Ezine peynirimiz aldık.
Çanakkalede yolu üzerinde kendin topla bahçeleri vardı. Çok hoşumuza gitti. Ama biz Erdekten dönerken Karacabey yolu üzerinde beyaz kavun almak için durduğumuz yerde rica ettik bu olayı orada gerçekleştirdik.Soğan ve sarımsakları tezgahtan, kavunlarımızı tarladan aldık. Efecikten size beyaz kavun geliyor.
Umarım hepiniz tatilinizden bizim kadar keyif almışsınızdır. Bir otele gidip ye, iç, yatdan çok daha güzeldi. Hepsinin yeri ayrı tabii... Ama böyleside süperdi, bol vaktiniz varsa kendinizi bırakın özgürlüğün kollarına...İYİ TATİLLLER...

24 Temmuz 2008 Perşembe

Uzunca Bir Ara Ve Nihayet Kocaman Selamlar


Az değil taaaaaaaaaaaaaa 5 mayıstan beri sayfamı, ziyaretçilerimi, arkadaşlarımı ihmal ettim. Hepinizden çok özürdileyerek sebebleri bir bir gün gün anlatacağım. Öncelikle oğlum artık büyüdü kocaman abi olduda sünnet oldu. 1. ve önemli sebeb buydu ihmalde.
Aman efendim yapanlar bilirler ayyyy ne büyük telaşe. Allah razı olsun gelenler gidenler... Sofralar ikramlar, danslar, davulllar, zurnalar, dönerler,palyoçalar derken bu telaşe tatlı bir anı olarak resimlendi ve hafızalarımızda yerini aldı. Gelen ve beni bu mutlu günümüzde yalnız bırakmayan herkese çok teşekkür ederim.

Buda paşamın sünnet yatağı. Sünnet yatağını hazırlayan Sema hanımada sonsuz teşekkürler. Maşallah çok becerikli bir hanım eğer ihtiyacınız olursa bu tarz işlere 60 evlerde hemen Bim marketin yanında işyeri. Çok ama çok içime sindi. Hazırlıklar boyunca benden desteklerini esirgemeyen sevgili arkadaşlarım; Hülya, Gülcan ve Ayşegüle, Kızkardeşim Pervin'e çok teşekkür ederim. Sünnet günü mutfaktan hiç çıkmayan canım kankam Betüşümede kocaman sevgiler... İyiki varsınız:)))

Efendim bunun dışında gezildi, keşifler yapıldı, tatilllere çıkıldı.. Sıra sıra anlatacağım şimdilik bu kadar sevgilerimi sunuyorum hepinize....Burayı çok özlemişim çokkkkkk.....

5 Mayıs 2008 Pazartesi

Karaköy Poğaçası

Bahar yağmurları son sürat yağıyor, aman yağsın efendim yazın susuzluk çekmeyelim. Küresel ısınma kelimesinden kormayan yoktur heralde. Evdekiler bana gülüyorlar; Efecik lambaları açık bıraktığında oğlum lambayı kapat su gidiyor diyorum. Önce anlamadılar ama anlattım onlara, elektiriği nereden alıyoruz barajlardan, barajlar ne ile çalışıyor bol bol su... Yani neymiş elektiriği kapatalım ki sular gitmesin...:)))))
Annemsiz günler kolay geçiyor desem yalan olur. Hergün arıyorlar. Ama ben üniversitede ikende böyleydim. Herkes ailesini çok sever elbette. Galiba ben bir basamak daha fazla seviyorum. Çok çok çok özledim daha dört günde. Bol bol dua ediyormuş. Çok sıcak ve kalabalık olduğundan bahsediyor. Birde her yer inşaatmış, tamamı otel inşaatı. Demek ki mevcut kapasite dahi yetmiyor kutsal toprak ziyaretçilerine. Kaldıkları otelde yemekleri türk aşçı yapıyormuş çok şükür. Mekke' de rahatlar işallah Medine'de de rahat ederler.
Karaköy poğaçasını sevgili acemişef 'in sayfasından öğrendim. İnanın süper bir lezzet. Üstelik ben öyle hamur işlerini ayıla bayıla yemem yani, favorim her zaman salatalardır benim. Ama bu tarife bayıldım. Ben içine zeytin ezmesi ekleyerek yaptım. Oldukça değişik bir lezzet kattı. Geçelim tarifine:
Malzemeler:
*2 adet yumurta akı, sarıları üstü için kullanabilirsiniz.
*40 gr. yaşmaya
*Yarım su bardağı yoğurt
*Yarım su bardağı sıcak süt
*1 su bardağı sıvı yağ
*1 çorba kaşığı dolusu toz şeker
*2 tatlı kaşığı tuz
*7-8 bardak un
Hazırlanışı :Unu bir kapta maya, toz şeker ve tuz ile karıştıralım. Sıvı yağ, yoğurt ve sıcak sütü ayrı bir kapta karıştıralım, karışım mutlaka ılık olmalı. Unlu karışıma sıvı karışımı döküp şöyle bir çatalla karıştıralım, yumurta aklarını ilave edelim. Elinize hiç yapışmayacak bir hamur elde edelim. Un miktarı az gelirse azar azar un ekleyebilirsiniz. Hamurunuzun üzerini kapatıp havlu ya da büyük bir bezle sarın, kabarmaya bırakalım. Kabarınca hamuru kabın içinde iyice tekrar yoğurun, temiz tezgaha alalım. Birbirine eşit büyüklükte, mandalina kadar parçalar keselim. Her bir parçayı önce çok az yoğuralım, top şeklini verin. Daha sonra elinizle bastırarak hamuru yassı yapalım. Üst kenarından başlayarak içe doğru kıvıralım, kıvırırken de oluşan küçük ruloyu, her iki elinizin parmak uçları ile hamurun içine doğru itin. Sanki sıkı sıkı bir rulo yapar gibi. Bu işlemi en az dört kez tekrar edelim. En son aşamada içine zeytin ezmesi sürüp ağzı açık kalan kısım üste kalacak şekilde tepsiye koyalım. Yumurta sarılarını sürüp 200C derecede pişirelim. Afiyet Olsun...


28 Nisan 2008 Pazartesi

İzmit'i Katipler Bastı ve Sodalı Karışık Kızartma

Çok yoğun günler geçiriyorum. Allah izin verirse annem ve babam umreye gidecekler. Sağolsun sevenleri girmeden önce görmek için yoğun bir şekilde ziyarete geliyorlar. Malum kızkardeşimin kızları var o yardım edemiyor bu yoğunluğa:)) Öbür kızkardeşimde çalışıyor:)) Kaldımı bana bütün işler.... Olsun annem canım onun hakkını nasıl öderim ki...Bitanem benim okursun biliyorum seni çok seviyorum . İyiki senin kızınım. Babacım senide çok seviyorum. Allah kabul etsin ziyaretinizi.
İşte bu yoğunlukta yazı ekleyemedim. Anca efendim. Ziyaretlerimide yapamıyorum arkadaşlar kusura bakmayın. İnanın yorumlarımı bile onaylamaya yorumlamaya vaktim yokkk. yemekleride tabi pratik olarak geçiştiriyoruz. Ben size oğlumun sınıfından arkadaşım sevgili Gülcan'dan aldığım ve denediğim tarifi vermek istiyorum bugün.

Ama ondan önce aşağıda size dik dik bakan katipten bahsedeyim. Oğlum ve sınıf arkadaşları Üsküdar oyununu oynadılar 23 Nisan'da. Birinci gösteri cuma günüydü. Hava güzeldi. Ama dün akşam uyuyamadık yağmur yağar diye, çünkü 2. gösteri bugündü. Çok şükür yağmadı da , çocuklarda üzülmedi. Öncelikle işallah okur: Sevgili öğretmenimiz Özlem hanıma huzurlarınızda teşekkür ediyorum. Mesleğini bu kadar çok seven öğretmen çok nadirdir herhalde. Çok sağolun Özlem hanım. Oğlum,ben ve eşim sizi hem takdir ediyor hemde çok seviyoruz. Umarım tüm sınıfınızdaki çocuklarınızın ellerine mesleklerini aldıkları günleri görürsünüz.

Evet geçelimmi şimdi tarife:

Malzemeler:

* 1 patlıcan

* 1 kabak

* 1 patates

*3 biber

*1 soğanın halkaları

* Kızartmak için sıvıyağ

Sos İçin: * 1 şişe soda

* Koyu kıvam alacak miktarda kullanılacak un

* 1 yumurta

*tuz, karabiber

Ortasına: * 1 kase yoğurt, dereotu ve sarımsak

Hazırlanışı: Önce sosumuzu hazırlayalım. Malzemeleri soyup istediğmiz şekilde doğrayalım. Önce sosa bandırıp kızgın yağda kızartalım. Servis tabağımızın kenarlarına malzemeleri dizelim. Ortasına dereotlu ve sarımsaklı yoğurdumuzu koyalım.Servise hazır...Afiyet olsun...

12 Nisan 2008 Cumartesi

Güzel Bir Gezi ve Kırmızı Minik Puf Kekler...

Oldukça güzel bir cuma günü geçirdim. Belki duyanlarınız vardır artık Kocaelimizinde bir kayak merkezi var, işte o kayak merkezine gittik yani Kartepe'ye. Maşukiye'den çıkınca yaklaşık 18 km. tırmanıyorsunuz ve yükseldikçe aşağıdaki herşey küçükmeye başlıyor. Ben çıkarken sağıma inerken soluma bakamadım. Ayyyy :((( düşünemiyorum yani diz boyu kar ve yine tırmanıştayım.... Heralde asla kayak yapamayacağım:))) Gizlenmiş bir yüksekli korkum varmış dün açığa çıktı:(((
Olsun yinede güzeldi. Havanın güzelliğide bize eşlik etti. Tabiii yukarılar biraz serin hatta altta resimlerde göreceğiniz gibi kar var. Efecik çıldırdı kar görünce. Heralde karı sevmeyen çocuk yoktur değil mi?
Tarifim maalesef arşivden. İnanın bahar beni fena çarptı. Hiç ama hiç halim yok. Mutfağa sadece doyalım diye girmeye başladım bu aralar. Allahtan geçici bir durum. Gezinin ayrıntılarına geçmeden ben size tarifimi vereyim aslında bildiğimiz sulu kek tarifi:
Malzemeler
* 3 yumurta
* 1 su bardağı su
* 4 fincan şeker
* 1 su bardağı yağ
* kabartma tozu
* kürdan ucu ile kırmızı gıda boyası
* aldığı kar un
*** içi için çilekli krem şanti
Hazırlanışı: Kek hamurumuzu hazırlayalım ve 150 derece pişirelim. Büyük boy tepsi kullanalım. Pişince su bardağı yardımı ile keselim yuvarlaklarımızın içini hazırladığımız krem şanti ile dolduralım. Tepsinin kenarında kalanları rondoda toz haline getirelim ve keklerimizin üstüne koyalım. Elimizle hafif yassı hale getirelim. Yemeye hazır, afiyet olsun. Şimdi gezelim mi?
İşte Efeciğin çıldırdığı kar....
Yolda sürekli bu geyik çıkabilir tabelaları vardı ancak bize uğramasılar :(((((((

Nöbetçi Sucukcu ayyyy ne güldüm yavvvvv:(((( hehhhhh

Maşukiyenin şırıl şırıl deresi.

Kartepenin kimsesiz yavru köpeği. İnanın müstakil bir evim olsa alıp gelecektim ilk defa bir köpeğe kanım kaynadı ve korkmadım.Çok tatlı değil mi?


Eeeee Maşukiyeye gidilirde alabalık yenmez mi? Yenir yenir ve şiddetle tavsiye edilir...

31 Mart 2008 Pazartesi

Sini Kebabı

Sizi bilmem ama bahar beni her sene olduğu gibi yine acayip çarptı. Hiçççç yaşam enerjim kalmadı:((( İştahım kesildi (çok vardı yaaa) , sürekli nezle gibiyim... Hapşuruğum hiç bitmiyor, hep uykum varrr. Ayyy bahar geliyor tabii arkasından yaz gelecek bu güzel ama birde şu yorgunluğu olmasa. Birde beni hafif depresif yapar bahar. Sizin anlayacağınız sanki yaiamıyorum. Ordan oraya koşturan, hiç işi bitmeyen Serpil gitti yerine miskin tembel biri geldi inanın. Mutfağa girip yemek yapasım bile yok, artık stokdakilerle bloğum idare ederde evdekiler ne yer ne içer allah kerim artık:S


Benim baba tarafım İskenderun'lu. Bizim oralarda en çok et yenir tahmin edeceğiniz gibi... Üstüne üstlük koyun eti...Babam hala sever koyun etini ama biz yiyemiyoruz ağır geliyor biraz.Heralde ikinci sıradada bulgur gelir. Buda babacığımın en sevdiği yemek listesinde ilk ona girer kesin.. Sini kebabı...Şimdi geçelim buyrun mutfağa:))

Malzemeler:
* 1 kg. yağlı kıyma
* 3 baş ince doğranmış soğan
* 1 yemek kaşığı salça
* 2 adet ince doğranmış domates
* 1 tatlı kaşığı kırmızı biber
* 1 tatlı kaşığı karabiber
* sıvıyağ
* tuz
* üzeri için 1 patates, 2 biber, 1 domates
Hazırlanışı:
Bütün malzemeyi karıştıralım, köfte gibi yoğuralım. Yağ ölçüsü vermedim çünkü size bırakıyorum. Ben sadece tepsinin altını yağlamak için kullanıyorum çünkü kıymanın yağı bize yeterli geliyor. Yoğurduğumuz eti yağlanmış tepsiye elimizle iyice yerleştirelim. Üzerini domates, biber ve patates ile süsleyelim.200 C de yaklaşık 30 dakika pişirelim. Tepsinin ortasına doğru çekecektir panik yok, normal bir durum. Afiyet olsun.




18 Mart 2008 Salı

Küçük Bir Soru ve Ay Keki

Grip, grip, grip.... Sanki vücudumun heryerine birileri o küçük kahvaltılık bıçaklardan batırıyor. Enerji seviyem sıfırın altında -15... Gücüm yok ama bloguma yazı yazma dürtümü engelleyemedim. Zor bela şu anda yazmaya çalışıyorum. Yeni bir blog açtım. serpilcaglayan tıkladığınızsa boş bir sayfa göreceksiniz. Sizden bir ricam olacak, geçen yazımda en altta kaldı sanırım herkes göremedi. Bazı arkadaşlar yorumlarda bulunmuş, sağolsunlar, ama maalesef henüz bilen olmadı. Bu blogun yazı konusu sizce ne olabilir diye sormak istiyorum. Hadi bakalım bu sefer ilgilenen çıkacak mı? :))))
Cumartesi günü arkadaşım gelecekti. Ne yapsam, ne yapsam diye düşünürken, eski tarifi defterimde bana çocukluğumu hatırlatan Ay Keki ile karşılaştım. Seneler var yememiştim bu keki. Çok değişik oluyor. Ağızda dağılıyor. Denemenizi öneririm. İkl denediğim kek tarifi diye aklımda kalmış. Kapıyı bayağı zor bir tarif ile açmışım. Tarifimle sizleri başbaşa bırakıyorum...

Malzemeler

* 4 yumurta

* 1,5 su bardağı şeker

* 250 gr. eritilmiş soğutulmuş margarin

* 1 paket vanilya

* 1 paket kabartma tozu

* aldığı kadar un

* üzeri için pudra şekeri

Hazırlanışı:

* Yumurtaların sarısı ve beyazını ayırıp ayrı ayrı kaplara koyalım. Beyazını mikserle kar haline gelene kadar çırpalım. Diğer kaptaki sarılarıda iyice çırpalım içine diğer tüm malzemeyi ilave edelim, en son yumurta beyazını ilave edelim. Aldığı kadar un koyalım ancak normal kek hamurundan biraz daha katı olacak. Yağlanmış tepsiye dökelim ve 150C derecede yaklaşık 25 dakika pişirelim. Piştikten sonra ay şekli vererelim üzerine pudra şekli dökelim. Ben ay şeklini su bardağı ile verdim ancak kurabiye kalıplarınız arasuında şekli ay olan varsa bence siz onu kullanın bayağı zor oluyor:(((( Kenarlarından çıkanlarıda buzluğa attım birgün truff yaparım diye. Afiyet olsun.:))))))))))))))))))))))))

13 Mart 2008 Perşembe

BLOĞUM BİR YAŞINDA....

Kocaman kucak dolusu selamlar, sevgiler ve tatlı tatlı gülüşler.... Çok, çok mutluyum... Zaman su gibi geçti ve bloğum bir yaşına girdi...:))))))


Blogum açmaya iyiki karar vermişim... Benim için çok özel bir yeri ve önemi var. Evdeki ikinci dünyam diye adlandırıyorum. Birgün intenettte sörf yaparken tesadüfen portakal ağacının sayfası ile karşılaştım. o kadar hoşuma gittiki saatlerce gezdim sevgili Hatice'nin sayfasını. Sonra başka bir akşam bilgisayar uzmanı olan kuzenime Portakal Ağacından bahsettim ve inanın o güne kadar bloglar hakkında hiçbir şey bilmiyordum. Keşke dedim benimde olsaydı dedim derin derin iç çekerek. Hiç zor olmadığını öğrenince dünyalar benim oldu. Sonra uzun uzun isim düşünmeye başladım ama işin en zor kısmı buydu galiba... Ve blogumun ismini sevgili biricik eşim koydu. HAŞHAŞLICOREK... Neden derseniz çok kolay. Eşim Amasyalı yörenin en ünlü yemeklerinden ve eşim bayılır. O istedi bu ismi bende kırmadım. (Şimdilik bir şikayetim yok seviyorum bu ismi, eşim duymasın belki imkanım olsa değiştiririm ama imkansız galiba.)




Ertesi gün blogcudan hemen sayfa açtım kendime. Ancak o kadar sık kopmalar oluyordu ki kimi zaman pişman bile oluyordum. Sonra Hülya ile tanıştım. ( tabii yorumlarla) onun anlatımı ile bloggera geçmeye karar verdim. Sevgili Hülya'nın yardımlarını asla unutamam. Benim bitmek bilmeyen bana şimdi anlamsız gelen sorularıma tüm sabrı ile cevap verdi. Biliyorsunuz şimdi kendisi taze anne. Sevgilerimi sunuyorum kendisine...ve sonsuz teşekkürlerimi...




Sonra blog alemindeki ikinci arkadaşım Ayşe ile tanıştım. Taaa Amerikalardan, oda sağolsun bitmek bilmeyen sorunlarıma pir gibi yetişti. Kendisinede teşekkürlerimi gönderiyorum. Hmm birde kokulu öpücük...




Sevgili Kuzenim Serkan'da şu anki son halini verdi. Va hashaslicorek bu günlere geldi işte...



Benim için çok özel, önemli şimdilik. Ama ne kadar böyle gider bilemiyorum.Hastalık gibi içine işliyor insanın. Her zaman tarif koyacak, yazacak vaktim olmasada inanın mutlaka gün içinde uzun blog ziyaretlerini yapmadan edemiyorum. İşalllah içimdeki şevki hiç kaybetmem.


İşalllah sırada 2. blog var ama bu sefer kulvar farklı. İşallah eksikler tamam olur olmaz en kısa zamanda yayında. Peki size bir soru sizce bu blogun kulvarı ne olabilir? Cevaplama zorunluluğu elbette yok ama tahminleriniz merakımı celbetti şahsen...:))))))))))))))


Yayın hayatına başka bir mutfakta başlayan hashaslicorek sizler için bu yeni mutfağından devam ediyor yazılarına:)))) Evet gelelim bugün gelen arkadaşlarım ve sizler için hazırladığım Portakal Pelteli Kek tarifimize. Tanımakta çok geciktiğimi düşündüğüm canım arkadaşım Funda'dan aldım tarifini. Süper bir lezzet. Ancak ben tarifteki kek yerine evde çok sayıda olan Ülker marka karışık meyveli hazır top kekleri kullandım. Bloguma nice yaşlar diliyor, tarife geçiş yapıyorum:


Malzemeler

* 8 adet karışık meyveli topkek

* Islatmak için 1 su bardağı kadar portakal suyu

Pelte İçin:

* 3 portakal suyu

* 1 yemek kaşığı mısır nişastası

* 5 yemek kaşığı şeker

*** Krem şanti


Hazırlanışı

Öncelike kekleri üzerlerini bıçakla küçük küçük çizip fırında ısıtalım. Sıcak olunca alalım ve çorba kaşığı yardımı ile kekleri ıslatalım. Biraz ılınınca daha önceden hazırladığımız krem şantiyi sıkma torbası ile topkeklerin üzerine sıkalım ve dolaba koyalım.

Peltemizi pişirelim. İyice soğuyunca krem şantinin üzerine dökelim. Dolapta bekletelim. Ben süsleme için damla çikolata kullandım. Afiyet Olsun...