24 Temmuz 2008 Perşembe

Uzunca Bir Ara Ve Nihayet Kocaman Selamlar


Az değil taaaaaaaaaaaaaa 5 mayıstan beri sayfamı, ziyaretçilerimi, arkadaşlarımı ihmal ettim. Hepinizden çok özürdileyerek sebebleri bir bir gün gün anlatacağım. Öncelikle oğlum artık büyüdü kocaman abi olduda sünnet oldu. 1. ve önemli sebeb buydu ihmalde.
Aman efendim yapanlar bilirler ayyyy ne büyük telaşe. Allah razı olsun gelenler gidenler... Sofralar ikramlar, danslar, davulllar, zurnalar, dönerler,palyoçalar derken bu telaşe tatlı bir anı olarak resimlendi ve hafızalarımızda yerini aldı. Gelen ve beni bu mutlu günümüzde yalnız bırakmayan herkese çok teşekkür ederim.

Buda paşamın sünnet yatağı. Sünnet yatağını hazırlayan Sema hanımada sonsuz teşekkürler. Maşallah çok becerikli bir hanım eğer ihtiyacınız olursa bu tarz işlere 60 evlerde hemen Bim marketin yanında işyeri. Çok ama çok içime sindi. Hazırlıklar boyunca benden desteklerini esirgemeyen sevgili arkadaşlarım; Hülya, Gülcan ve Ayşegüle, Kızkardeşim Pervin'e çok teşekkür ederim. Sünnet günü mutfaktan hiç çıkmayan canım kankam Betüşümede kocaman sevgiler... İyiki varsınız:)))

Efendim bunun dışında gezildi, keşifler yapıldı, tatilllere çıkıldı.. Sıra sıra anlatacağım şimdilik bu kadar sevgilerimi sunuyorum hepinize....Burayı çok özlemişim çokkkkkk.....

5 Mayıs 2008 Pazartesi

Karaköy Poğaçası

Bahar yağmurları son sürat yağıyor, aman yağsın efendim yazın susuzluk çekmeyelim. Küresel ısınma kelimesinden kormayan yoktur heralde. Evdekiler bana gülüyorlar; Efecik lambaları açık bıraktığında oğlum lambayı kapat su gidiyor diyorum. Önce anlamadılar ama anlattım onlara, elektiriği nereden alıyoruz barajlardan, barajlar ne ile çalışıyor bol bol su... Yani neymiş elektiriği kapatalım ki sular gitmesin...:)))))
Annemsiz günler kolay geçiyor desem yalan olur. Hergün arıyorlar. Ama ben üniversitede ikende böyleydim. Herkes ailesini çok sever elbette. Galiba ben bir basamak daha fazla seviyorum. Çok çok çok özledim daha dört günde. Bol bol dua ediyormuş. Çok sıcak ve kalabalık olduğundan bahsediyor. Birde her yer inşaatmış, tamamı otel inşaatı. Demek ki mevcut kapasite dahi yetmiyor kutsal toprak ziyaretçilerine. Kaldıkları otelde yemekleri türk aşçı yapıyormuş çok şükür. Mekke' de rahatlar işallah Medine'de de rahat ederler.
Karaköy poğaçasını sevgili acemişef 'in sayfasından öğrendim. İnanın süper bir lezzet. Üstelik ben öyle hamur işlerini ayıla bayıla yemem yani, favorim her zaman salatalardır benim. Ama bu tarife bayıldım. Ben içine zeytin ezmesi ekleyerek yaptım. Oldukça değişik bir lezzet kattı. Geçelim tarifine:
Malzemeler:
*2 adet yumurta akı, sarıları üstü için kullanabilirsiniz.
*40 gr. yaşmaya
*Yarım su bardağı yoğurt
*Yarım su bardağı sıcak süt
*1 su bardağı sıvı yağ
*1 çorba kaşığı dolusu toz şeker
*2 tatlı kaşığı tuz
*7-8 bardak un
Hazırlanışı :Unu bir kapta maya, toz şeker ve tuz ile karıştıralım. Sıvı yağ, yoğurt ve sıcak sütü ayrı bir kapta karıştıralım, karışım mutlaka ılık olmalı. Unlu karışıma sıvı karışımı döküp şöyle bir çatalla karıştıralım, yumurta aklarını ilave edelim. Elinize hiç yapışmayacak bir hamur elde edelim. Un miktarı az gelirse azar azar un ekleyebilirsiniz. Hamurunuzun üzerini kapatıp havlu ya da büyük bir bezle sarın, kabarmaya bırakalım. Kabarınca hamuru kabın içinde iyice tekrar yoğurun, temiz tezgaha alalım. Birbirine eşit büyüklükte, mandalina kadar parçalar keselim. Her bir parçayı önce çok az yoğuralım, top şeklini verin. Daha sonra elinizle bastırarak hamuru yassı yapalım. Üst kenarından başlayarak içe doğru kıvıralım, kıvırırken de oluşan küçük ruloyu, her iki elinizin parmak uçları ile hamurun içine doğru itin. Sanki sıkı sıkı bir rulo yapar gibi. Bu işlemi en az dört kez tekrar edelim. En son aşamada içine zeytin ezmesi sürüp ağzı açık kalan kısım üste kalacak şekilde tepsiye koyalım. Yumurta sarılarını sürüp 200C derecede pişirelim. Afiyet Olsun...


28 Nisan 2008 Pazartesi

İzmit'i Katipler Bastı ve Sodalı Karışık Kızartma

Çok yoğun günler geçiriyorum. Allah izin verirse annem ve babam umreye gidecekler. Sağolsun sevenleri girmeden önce görmek için yoğun bir şekilde ziyarete geliyorlar. Malum kızkardeşimin kızları var o yardım edemiyor bu yoğunluğa:)) Öbür kızkardeşimde çalışıyor:)) Kaldımı bana bütün işler.... Olsun annem canım onun hakkını nasıl öderim ki...Bitanem benim okursun biliyorum seni çok seviyorum . İyiki senin kızınım. Babacım senide çok seviyorum. Allah kabul etsin ziyaretinizi.
İşte bu yoğunlukta yazı ekleyemedim. Anca efendim. Ziyaretlerimide yapamıyorum arkadaşlar kusura bakmayın. İnanın yorumlarımı bile onaylamaya yorumlamaya vaktim yokkk. yemekleride tabi pratik olarak geçiştiriyoruz. Ben size oğlumun sınıfından arkadaşım sevgili Gülcan'dan aldığım ve denediğim tarifi vermek istiyorum bugün.

Ama ondan önce aşağıda size dik dik bakan katipten bahsedeyim. Oğlum ve sınıf arkadaşları Üsküdar oyununu oynadılar 23 Nisan'da. Birinci gösteri cuma günüydü. Hava güzeldi. Ama dün akşam uyuyamadık yağmur yağar diye, çünkü 2. gösteri bugündü. Çok şükür yağmadı da , çocuklarda üzülmedi. Öncelikle işallah okur: Sevgili öğretmenimiz Özlem hanıma huzurlarınızda teşekkür ediyorum. Mesleğini bu kadar çok seven öğretmen çok nadirdir herhalde. Çok sağolun Özlem hanım. Oğlum,ben ve eşim sizi hem takdir ediyor hemde çok seviyoruz. Umarım tüm sınıfınızdaki çocuklarınızın ellerine mesleklerini aldıkları günleri görürsünüz.

Evet geçelimmi şimdi tarife:

Malzemeler:

* 1 patlıcan

* 1 kabak

* 1 patates

*3 biber

*1 soğanın halkaları

* Kızartmak için sıvıyağ

Sos İçin: * 1 şişe soda

* Koyu kıvam alacak miktarda kullanılacak un

* 1 yumurta

*tuz, karabiber

Ortasına: * 1 kase yoğurt, dereotu ve sarımsak

Hazırlanışı: Önce sosumuzu hazırlayalım. Malzemeleri soyup istediğmiz şekilde doğrayalım. Önce sosa bandırıp kızgın yağda kızartalım. Servis tabağımızın kenarlarına malzemeleri dizelim. Ortasına dereotlu ve sarımsaklı yoğurdumuzu koyalım.Servise hazır...Afiyet olsun...

12 Nisan 2008 Cumartesi

Güzel Bir Gezi ve Kırmızı Minik Puf Kekler...

Oldukça güzel bir cuma günü geçirdim. Belki duyanlarınız vardır artık Kocaelimizinde bir kayak merkezi var, işte o kayak merkezine gittik yani Kartepe'ye. Maşukiye'den çıkınca yaklaşık 18 km. tırmanıyorsunuz ve yükseldikçe aşağıdaki herşey küçükmeye başlıyor. Ben çıkarken sağıma inerken soluma bakamadım. Ayyyy :((( düşünemiyorum yani diz boyu kar ve yine tırmanıştayım.... Heralde asla kayak yapamayacağım:))) Gizlenmiş bir yüksekli korkum varmış dün açığa çıktı:(((
Olsun yinede güzeldi. Havanın güzelliğide bize eşlik etti. Tabiii yukarılar biraz serin hatta altta resimlerde göreceğiniz gibi kar var. Efecik çıldırdı kar görünce. Heralde karı sevmeyen çocuk yoktur değil mi?
Tarifim maalesef arşivden. İnanın bahar beni fena çarptı. Hiç ama hiç halim yok. Mutfağa sadece doyalım diye girmeye başladım bu aralar. Allahtan geçici bir durum. Gezinin ayrıntılarına geçmeden ben size tarifimi vereyim aslında bildiğimiz sulu kek tarifi:
Malzemeler
* 3 yumurta
* 1 su bardağı su
* 4 fincan şeker
* 1 su bardağı yağ
* kabartma tozu
* kürdan ucu ile kırmızı gıda boyası
* aldığı kar un
*** içi için çilekli krem şanti
Hazırlanışı: Kek hamurumuzu hazırlayalım ve 150 derece pişirelim. Büyük boy tepsi kullanalım. Pişince su bardağı yardımı ile keselim yuvarlaklarımızın içini hazırladığımız krem şanti ile dolduralım. Tepsinin kenarında kalanları rondoda toz haline getirelim ve keklerimizin üstüne koyalım. Elimizle hafif yassı hale getirelim. Yemeye hazır, afiyet olsun. Şimdi gezelim mi?
İşte Efeciğin çıldırdığı kar....
Yolda sürekli bu geyik çıkabilir tabelaları vardı ancak bize uğramasılar :(((((((

Nöbetçi Sucukcu ayyyy ne güldüm yavvvvv:(((( hehhhhh

Maşukiyenin şırıl şırıl deresi.

Kartepenin kimsesiz yavru köpeği. İnanın müstakil bir evim olsa alıp gelecektim ilk defa bir köpeğe kanım kaynadı ve korkmadım.Çok tatlı değil mi?


Eeeee Maşukiyeye gidilirde alabalık yenmez mi? Yenir yenir ve şiddetle tavsiye edilir...

31 Mart 2008 Pazartesi

Sini Kebabı

Sizi bilmem ama bahar beni her sene olduğu gibi yine acayip çarptı. Hiçççç yaşam enerjim kalmadı:((( İştahım kesildi (çok vardı yaaa) , sürekli nezle gibiyim... Hapşuruğum hiç bitmiyor, hep uykum varrr. Ayyy bahar geliyor tabii arkasından yaz gelecek bu güzel ama birde şu yorgunluğu olmasa. Birde beni hafif depresif yapar bahar. Sizin anlayacağınız sanki yaiamıyorum. Ordan oraya koşturan, hiç işi bitmeyen Serpil gitti yerine miskin tembel biri geldi inanın. Mutfağa girip yemek yapasım bile yok, artık stokdakilerle bloğum idare ederde evdekiler ne yer ne içer allah kerim artık:S


Benim baba tarafım İskenderun'lu. Bizim oralarda en çok et yenir tahmin edeceğiniz gibi... Üstüne üstlük koyun eti...Babam hala sever koyun etini ama biz yiyemiyoruz ağır geliyor biraz.Heralde ikinci sıradada bulgur gelir. Buda babacığımın en sevdiği yemek listesinde ilk ona girer kesin.. Sini kebabı...Şimdi geçelim buyrun mutfağa:))

Malzemeler:
* 1 kg. yağlı kıyma
* 3 baş ince doğranmış soğan
* 1 yemek kaşığı salça
* 2 adet ince doğranmış domates
* 1 tatlı kaşığı kırmızı biber
* 1 tatlı kaşığı karabiber
* sıvıyağ
* tuz
* üzeri için 1 patates, 2 biber, 1 domates
Hazırlanışı:
Bütün malzemeyi karıştıralım, köfte gibi yoğuralım. Yağ ölçüsü vermedim çünkü size bırakıyorum. Ben sadece tepsinin altını yağlamak için kullanıyorum çünkü kıymanın yağı bize yeterli geliyor. Yoğurduğumuz eti yağlanmış tepsiye elimizle iyice yerleştirelim. Üzerini domates, biber ve patates ile süsleyelim.200 C de yaklaşık 30 dakika pişirelim. Tepsinin ortasına doğru çekecektir panik yok, normal bir durum. Afiyet olsun.




18 Mart 2008 Salı

Küçük Bir Soru ve Ay Keki

Grip, grip, grip.... Sanki vücudumun heryerine birileri o küçük kahvaltılık bıçaklardan batırıyor. Enerji seviyem sıfırın altında -15... Gücüm yok ama bloguma yazı yazma dürtümü engelleyemedim. Zor bela şu anda yazmaya çalışıyorum. Yeni bir blog açtım. serpilcaglayan tıkladığınızsa boş bir sayfa göreceksiniz. Sizden bir ricam olacak, geçen yazımda en altta kaldı sanırım herkes göremedi. Bazı arkadaşlar yorumlarda bulunmuş, sağolsunlar, ama maalesef henüz bilen olmadı. Bu blogun yazı konusu sizce ne olabilir diye sormak istiyorum. Hadi bakalım bu sefer ilgilenen çıkacak mı? :))))
Cumartesi günü arkadaşım gelecekti. Ne yapsam, ne yapsam diye düşünürken, eski tarifi defterimde bana çocukluğumu hatırlatan Ay Keki ile karşılaştım. Seneler var yememiştim bu keki. Çok değişik oluyor. Ağızda dağılıyor. Denemenizi öneririm. İkl denediğim kek tarifi diye aklımda kalmış. Kapıyı bayağı zor bir tarif ile açmışım. Tarifimle sizleri başbaşa bırakıyorum...

Malzemeler

* 4 yumurta

* 1,5 su bardağı şeker

* 250 gr. eritilmiş soğutulmuş margarin

* 1 paket vanilya

* 1 paket kabartma tozu

* aldığı kadar un

* üzeri için pudra şekeri

Hazırlanışı:

* Yumurtaların sarısı ve beyazını ayırıp ayrı ayrı kaplara koyalım. Beyazını mikserle kar haline gelene kadar çırpalım. Diğer kaptaki sarılarıda iyice çırpalım içine diğer tüm malzemeyi ilave edelim, en son yumurta beyazını ilave edelim. Aldığı kadar un koyalım ancak normal kek hamurundan biraz daha katı olacak. Yağlanmış tepsiye dökelim ve 150C derecede yaklaşık 25 dakika pişirelim. Piştikten sonra ay şekli vererelim üzerine pudra şekli dökelim. Ben ay şeklini su bardağı ile verdim ancak kurabiye kalıplarınız arasuında şekli ay olan varsa bence siz onu kullanın bayağı zor oluyor:(((( Kenarlarından çıkanlarıda buzluğa attım birgün truff yaparım diye. Afiyet olsun.:))))))))))))))))))))))))

13 Mart 2008 Perşembe

BLOĞUM BİR YAŞINDA....

Kocaman kucak dolusu selamlar, sevgiler ve tatlı tatlı gülüşler.... Çok, çok mutluyum... Zaman su gibi geçti ve bloğum bir yaşına girdi...:))))))


Blogum açmaya iyiki karar vermişim... Benim için çok özel bir yeri ve önemi var. Evdeki ikinci dünyam diye adlandırıyorum. Birgün intenettte sörf yaparken tesadüfen portakal ağacının sayfası ile karşılaştım. o kadar hoşuma gittiki saatlerce gezdim sevgili Hatice'nin sayfasını. Sonra başka bir akşam bilgisayar uzmanı olan kuzenime Portakal Ağacından bahsettim ve inanın o güne kadar bloglar hakkında hiçbir şey bilmiyordum. Keşke dedim benimde olsaydı dedim derin derin iç çekerek. Hiç zor olmadığını öğrenince dünyalar benim oldu. Sonra uzun uzun isim düşünmeye başladım ama işin en zor kısmı buydu galiba... Ve blogumun ismini sevgili biricik eşim koydu. HAŞHAŞLICOREK... Neden derseniz çok kolay. Eşim Amasyalı yörenin en ünlü yemeklerinden ve eşim bayılır. O istedi bu ismi bende kırmadım. (Şimdilik bir şikayetim yok seviyorum bu ismi, eşim duymasın belki imkanım olsa değiştiririm ama imkansız galiba.)




Ertesi gün blogcudan hemen sayfa açtım kendime. Ancak o kadar sık kopmalar oluyordu ki kimi zaman pişman bile oluyordum. Sonra Hülya ile tanıştım. ( tabii yorumlarla) onun anlatımı ile bloggera geçmeye karar verdim. Sevgili Hülya'nın yardımlarını asla unutamam. Benim bitmek bilmeyen bana şimdi anlamsız gelen sorularıma tüm sabrı ile cevap verdi. Biliyorsunuz şimdi kendisi taze anne. Sevgilerimi sunuyorum kendisine...ve sonsuz teşekkürlerimi...




Sonra blog alemindeki ikinci arkadaşım Ayşe ile tanıştım. Taaa Amerikalardan, oda sağolsun bitmek bilmeyen sorunlarıma pir gibi yetişti. Kendisinede teşekkürlerimi gönderiyorum. Hmm birde kokulu öpücük...




Sevgili Kuzenim Serkan'da şu anki son halini verdi. Va hashaslicorek bu günlere geldi işte...



Benim için çok özel, önemli şimdilik. Ama ne kadar böyle gider bilemiyorum.Hastalık gibi içine işliyor insanın. Her zaman tarif koyacak, yazacak vaktim olmasada inanın mutlaka gün içinde uzun blog ziyaretlerini yapmadan edemiyorum. İşalllah içimdeki şevki hiç kaybetmem.


İşalllah sırada 2. blog var ama bu sefer kulvar farklı. İşallah eksikler tamam olur olmaz en kısa zamanda yayında. Peki size bir soru sizce bu blogun kulvarı ne olabilir? Cevaplama zorunluluğu elbette yok ama tahminleriniz merakımı celbetti şahsen...:))))))))))))))


Yayın hayatına başka bir mutfakta başlayan hashaslicorek sizler için bu yeni mutfağından devam ediyor yazılarına:)))) Evet gelelim bugün gelen arkadaşlarım ve sizler için hazırladığım Portakal Pelteli Kek tarifimize. Tanımakta çok geciktiğimi düşündüğüm canım arkadaşım Funda'dan aldım tarifini. Süper bir lezzet. Ancak ben tarifteki kek yerine evde çok sayıda olan Ülker marka karışık meyveli hazır top kekleri kullandım. Bloguma nice yaşlar diliyor, tarife geçiş yapıyorum:


Malzemeler

* 8 adet karışık meyveli topkek

* Islatmak için 1 su bardağı kadar portakal suyu

Pelte İçin:

* 3 portakal suyu

* 1 yemek kaşığı mısır nişastası

* 5 yemek kaşığı şeker

*** Krem şanti


Hazırlanışı

Öncelike kekleri üzerlerini bıçakla küçük küçük çizip fırında ısıtalım. Sıcak olunca alalım ve çorba kaşığı yardımı ile kekleri ıslatalım. Biraz ılınınca daha önceden hazırladığımız krem şantiyi sıkma torbası ile topkeklerin üzerine sıkalım ve dolaba koyalım.

Peltemizi pişirelim. İyice soğuyunca krem şantinin üzerine dökelim. Dolapta bekletelim. Ben süsleme için damla çikolata kullandım. Afiyet Olsun...

6 Mart 2008 Perşembe

Saç Yufkasından Tava Böreği

Son derece yoğun ve fevkaladenin fevkinde :))bir hafta geçirdim, geçiriyorum. Acayip yoğun ama keyifli)) Bu durumun kötü olan tek yanı her toplantıda bol bol kalori alıyor olmam...:(( Ve nasıl olduğunu bilmiyorum ancak bütün hafta bir türlü fotoğraf makinam yanımda olamadı. Dolayısı ile hiçbir görüntüyü sizlerle paylaşamıyorum. Bana gelen arkadaşlarımın için hazırladıklarımıda misafir telaşından ve bizim canavarların yaramazlıklarından unutmuşum.(( Olsun bende anlatırım, eskiden resim mi vardı canımmm... İnsanlar mum ışığında radyodan gelen müzik sesleriyle ve ajanslardan alınan haberlerle vakit geçirirlerdi. Komşuluk vardı değil mi? Çünkü televizyon yoktu. Bir araya gelinir uzun saatle çay eşliğinde sohbetler edilirdi. Ne güzel zamanlardı onlar bende hatırlıyorum ucundan kıyısından. Mesela çocukluğumdan en net hatırladığım; (bugün 2. baskı olacak) çok sık elektirik kesilirdi. Eğer evdeysek, hemen babacığımın etrafına civciv gibi toplanırdık. Sonra başlardı babam türk sanat müziği eserler söylemeye. Bizde ona vokal yapardık üç kız kardeş. Canım babacım. Ne keyif alırdım. Belkide şu anda musikiye olan bu sevgimin en önemli kaynağı budur. Ayyyy laf neden buralara geldi biliyorum...Söylemezsem çatlarım. Biz birkaç arkadaş türk sanat müziğini üç ayda detonesiz söyleyebileceğimiz bir kursa başlıyoruz yakında:))Oleyyyyyy... Çok mutluyum... Bugün okul aile birliği olarak belediyemizin kadın meclisinin düzenlediği dünya kadınlar günü yemeğine katıldık. Orada öğrendik kursu. Dururmuyuz hemen harekete geçildi tabii... Haftada birgün iki saat... Bu arada tabii ki bütün hanım arkadaşlarımın dünya kadınlar gününü kutlarım. Bir gün değil hergün hatırlanmak dileğiyle diyorum ve yine nostaljik bir şekilde hazılrlanan tava böreğimin tarifi ile sizleri başbaşa bırakıyorum. Ramazan ayı için yengemlerle yapmıştık saç yufkalarını.Hmm işallah bu senede yaparız ...Sıcağıda ,kurusuda ömre bedel oluyor:)) Bize bu iş için evinin kapılarını açan canım Fatma yengeme buradan tekrar teşekkürler. En güzel günler ve geceler sizlerle olsun :)) heh heh...
Saç Yufkasından Tava Böreği
Malzemeler
* 6 adet saç yufkası ( su ile ıslatılıp yarım saat bekletilecek)
İçi İçin:
* 250 gr. Kıyma
*1 baş rendelenmiş soğan
* 1 çay bardağı haşlanmış pilavlık bulgur
* sıvıyağ
* karabiber
* tuz
Hazırlanışı
* Öncelikle sıvıyağla sıvıyağ ve soğanı kavuralım
* Haşlanmış bulguru ekleyelim. Baharatları ekleyelim.
* Orta boy bir teflon tavaya sıvıyağ sürelim ve ıslattığımız yufkalardan 3 adedini koyalım. İç malzemeyi yerleştirip kalan 3 yufkayıda koyalım.
* Arkalı önlü kızarana dek ocağın en kısık ateşinde pişirelim.
* Dilediğiniz iç malzeme ile yapabilirsiniz. Afiyet olsun....

28 Şubat 2008 Perşembe

Yeni Eve İlk Misafir ve Kakaolu Islak Kurabiye

Yeni evime ilk misafirlerimi çarşamba günü itibariyle aldım. Hoş bir gündü. Kuzenim ve ailesi geldiler. İşte yukarıda yiyerek bol kalori aldığımız soframız efendim. Son zamanlarda blogumu iyice boşladığımız farkındayım. Ancak taşınmak oldukça zor inanın yeni yeni dinlenmeye başladım. bundan sonra tam gaz devam...Aşağıda sizler için yaptıklarımın resimleri ve sevgili Nino nun sayfasından aldığım Kakaolu Islak kurabiye tarifleri...İnanın tam bir browni tadındaydı. Tarifi en altta. Nino'ya sevgilerimi sunuyorum...
. ***Karaköy poğaçası (tarifi en kısa zamanda)

***Kereviz Salatası

***Çin salatası

***Kağıtta kek

Kakaolu Islak Kurabiye :))

Malzemeler


* 1 paket kakao

*1/2 Paket Oda Sicakliginda Margarin

*1 Yumurta

*1 Paket Kabartma Tozu

*1 Paket Vanilya

*1 Cay Bardagi Sivi Yag

*1 Cay Bardagi Seker

*Aldigi Kadar Un

* Üzeri için çekilmiş antep fıstığı

SURUBU ICIN

*3 Cay Bardagi Seker

*3 Cay Bardagi Su

HAZIRLANIŞI

Surup malzemelerini kucuk bir tencereye koyup, pisirin. Yogunlasan surubunuzu iyice sogutun. Surup soguduktan sonra 1 saat kadar buzdolabinda bekletin. Hamur malzemelerini karistirip, aldigi kadar unla yumusak bir hamur elde edin. Istediginiz buyuklukte toplar yapip, uzerine hafifce bastirarak, firin tepsisine dizip, 200 derecede uzeri catlayana kadar pisirin. Sicak kurabiyeleri, soguk surubun icine, hizlica batirip, cikartin ve servis tabagina alip, antep fistigiyla susledikten sonra, bir gece dinlendirdikten sonra servis yapin.AFIYET OLSUN

14 Şubat 2008 Perşembe

Beşamel Soslu Karnabahar ve Kocaman Selamlar

Herkese kocaman kucak dolusu selamlar sunuyorum:))) Uzun bir ara oldu farkındayım ama çok yoğundum. Küçük bir taşınma telaşaı yaşadık. Oğlumuzun okuluna çok daha yakın bir yere:)) Ayrıca anneannneciğide:)) Bur durum ve 4 senedir alışamadığımız muhitten eski dünyamıza dönmek biz çekirdek aileyi son derece mutlu etti. Çok şükür yerleştim. Artık işallah yazılarıma kaldığım yerden devam edeceğim. Bugün kar başladı bu da başka bir sevinç kaynağı. Tekrar buluşmamıza bizim ailece çok sevdiğimiz beşamel soslu karnabaharla dönüyorum. Zaten çoğu blogger arkadaşımın bildiğine eminim. Denemeyenlere tavsiye ederim. Ben porsiyonlar şeklinde güveçte yapıyorum. Çünkü biz sonradan ısınan fırın yemeklerini sevmiyoruz. Tek tüketimlik. Herkese tekrar merhaba ...İşte tarifimiz...
Malzemeler
* Küçük bir karnabahar (haşlanmış)
* 250 gr. kıyma
* Bir baş soğan
* 1 yemek kaşığı salça
* tuz, karabiber, kırmızı biber
* 2 yemek kaşığı zeytinyağı
* 2 çay bardağı su
Beşamel Sos İçin:
* 1 su bardağı süt
* 1 yemek kaşığı un
* 2 yemek kaşığı tereyağı
Hazırlanışı
1. Haşlanmış karnabaraları çiçek çiçek ayırıp güveç kaplarımıza yayalım. Eğer elimizdeki güveçlere fazla gelirse derin dondurucuya kaldırabiliriz.
2. Kıymamızı 2 kaşık yemek yağımızla kavuralım. İnce doğranmış soğanları, baharatı ve tuzu ekleyelim.
3. Karnabaharların üzerine kavrulmuş kıymamızı ekleyelim.
4. Bir tavada tereyağı ve unu kavuralım. Üzerine sütü ekleyelim. Arzu ederseniz biraz karabiber ve tuz ekleyebilirsiniz. Akışkan bir muhallebi kıvamında olacak.
5. Sosumuzu da kıymaların üzerine ekleyelim. 250 derecede yaklaşık 30 dk. pişirelim.
AFİYET OLSUN...


27 Aralık 2007 Perşembe

Midye Tatlısı

Annemin misafirleri için hazırladım bu tarifii ve daha kolay yapabilmeniz için adım adım resimledim. Tarif Oktay Ustadan...Misafirlerimiz kalabalık olduğundan ben iki ölçü kullandım ancak inanın bir ölçüde dahi oldukça bereketli. Biz dahil olmak üzere bütün yiyenler tadına bayıldı, hemen tarif defterleri için notlar alındı. Hakikaten çok leziz bir tatlı. Tadı çok fazla baklavayı andırıyor. Mutlaka deneyin ısrarla tavsiye ediyorum. Hem pratik hem lezzetli. Bu aralar çok yoğun olacağım belki sıklıkla yazı ekleyemem. Okul aile birliği olarak çay yapacağız. İşallah yüzümüzün akı ile çıkarız. Okullar tatile girmeden kağıt toplama kampanyası başlatıyoruz. Topladığımız kağıtlarından elde edeceğimiz gelirle işallah okulumuzun bir yıllık A4 kağıdı ihtiyacını karşılamayı hedefliyoruz. Hem 1 ton kağıt ile 5 ağacıda kurtarmış olacağız. Geçen yıl oğlumun anaokulunda buna benzer bir kampanya düzenlenmişti. Sonunda Efe TEMA sertifaklı,9 meşe palamudu olan bir birey oldu ( derler ya 1 dikili ağacım bile yok, benim oğlumun tam 9 tane var ama benim yok):(( Böyle işte sosyal faaliyetler diz boyu... Sırası geldikçe paylaşmaya çalışıyorum işallah. Gelelim malzeme ve hazırlama bölümüne...
1 Ölçü İçin:
Malzemeler
* 1 yumurta
* yarım p. yaşmaya
* 1 çay b. sıvıyağ
* 1 çay b. süt
* 1 fiske tuz
* alabildiği kadar un
iç harcı için:
* 1 su b. iri çekilmiş ceviz
şerbeti için:
* 3,5 su b. su
* 3,5 su b. tozşeker
* yarım limon suyu
Hazırlanışı
İlk olarak karıştırma kabına süt, yağ ve yumurta alınarak çırpılır.daha sonra azar azar un ilave edilir.bu arad şerbeti de hazırlanır.başka bir kapta kabartma tozu ve limon suyu karıştırılarak hamurailave edilerek yoğrulur.hazırlanan hamur 10 - 12 bezeye bölünür.Bezeler tabak büyüklüğünde açılarak istenirse 6'şar 6'şar aralarına nişasta serpilerek üst üste konur. daha sonra hamur tepsi büyüklüğünde açılır.Açılan hamur sıkıca sarılır. Rulo haline getirilen hamur yarım saat buzdolabında bekletilir. Hamur daha sonra1 ' er parmak arayla kesilir.Kesilen hamur yan yatırılarak çay tabağı büyüklüğünde açılır.İçine ceviz konularak kapatılır.Yağlanmış tepsiye dizlir. Üzerine eritilmiş tereyağı sürülerek önceden ısıtılmış 180 derecelik fırında pişirilir.Pişen tatlı fırından çıkarılarak tatlı sıcak şerbet soğuk olacak şekilde şerbeti verilir.
Ben sunumunu kaymak kullanarak yaptım. Çok yakıştı.Siz arzunuza göre servis edebilirsiniz. İşte aşağıda adım adım midye tatlısı... Sevgiyle kalın.






Not: Bütün ceviz kullanıp,dilber dudağı şeklide verebilirsiniz...

25 Aralık 2007 Salı

Bir Bayramın Ardından Kalanlar

Herkesin geçmiş bayramı mübarek olsun diyerek başlamak istiyorum yazıma. O kadar zor geçtim ki bilgisayarın karşına vakit bulup. Umarım bu dondurucu bayramda hepinizin bayramı güzel geçmiştir. Çok ama çok hasta oldum ben bayramda. Öyle bir grip çöreklendiki bana. Ama hatrı sayılır bir soğuk vardı değil mi? Olsun yinede o bayram kokusu, havası bambaşkadır ya işallah yaşamışızdır bunu cümleten. Efendim yukarıda annem için yaptığım trufflarımın ikramlık hallerini görüyorsunuz.:))) Annem inanılmaz mutlu oldu.İşallah rabbim güç kuvvet verirse bundan sonra ben yapacağım çikolatalarımı:))) Anneciğim mutlu olsun...
Bunlarda havuç topları...Ben bayılırım havuç toplarına. Kayınvalidemler uzaklarda olduğundan ve biz onlara gidemediğmizden bunlarıda onlar için hazırlayıp, anneciğime götürdüm. Ama niyet önemli değil mi? Onlar almıştır kokusunu:)))
İşte bayramın liste başı çikolatası (hindistancevizli)

Buda annemin bir danayı devirdiğimizin ertesi günü bende koç kesicem diye tutturduğu bizimde adını Dolly koyduğumuz zavallı koçu.... Belki izleyeninizin vardır. Benim hastalığım Avrupa Yakası...Bizim çocuklarla Dolly arasında Burhanla Dollyninkine benzer bir duygusal bağ oluştu. Hala et yemiyorlar....:(((((((((((((((

Bunlarda Dollynin Şişleri....Valla iyi bakmış kendine...Babacığım ellerine sağlık. Gelecek tarifim Midye Tatlısı... Görüşmek üzere....Sevgiler:))))))))))))

19 Aralık 2007 Çarşamba

Kalktım Size Truff Yaptım:))Nice Bayramlara...

Akşam üstü bayram için küçük bir alışveriş turuna çıktım. İnanılmaz bir soğuk var, inanın hala yüzüm acıyor soğuk fena kesti. Çarşı, mağazalar, marketler alışveriş yapan insanlarla dolu. Normal zamandakinden tek farkı hemen hemen bütün insanların yüzünde bir tebessüm var. Keşke bayram hergün olsa:(((Herkes böyle hep gülse. Çocukluğumdaki bayramlarla ilgili en önemli hatıram diğer tüm çocuklar gibi olsa gerek, bayramlıklarımdı. Anneciğimin aldıklarını kardeşlerimle başucumuza hazırlar, sabahı zor ederdik. Şimdi aynı telaşı yaşa deseler yaşamayız, herşey yaşında güzel. Şimdi benim en büyük telaşım oğlumun bayramların değerini bilmesi. Bunun için çaba sarfediyorum. Mesela anneannnesi için bu truffları beraber hazırladık. Eşim çok beğendi. Ben henüz denemedim. Truffların tarifi çok kolay. Sevgili Oktay Usta'ya her cuma katılan Ayşem Hanımın tarifi.
MALZEMELER:
2 su b.kek kırıntısı yarım su b.krema 1 su b.eritilmiş çikolata fındık
HAZIRLANIŞI:
2 Su bardağı kek kırıntısı karıştırma kabına alınır.üzerine yarım su bardağı krema eklenir.iyice karıştırılır.diğer taraftançikolata benmari usuluyle ya da mikrodalga fırında eritilir.karıştırma kabına alınır.iyice yoğrulunca buzdolabında bir süre bekletilir.soğuyunca dolaptan çıkarılıp küçük küçük koparılır. İçine vişne koyularak yuvarlanır.daha sonra toz fıstığa bulanır.
Allah hergününüzü bayram gibi eylesin. Yalnızlık yanınıza hiç uğramasın. İyi bayramlar:)))
Üsteki minik sosili milföy sarmalarını yeğenim Didem yapmış çaya çağırdıklarında. Teyzecim koy diye çok ısrar etti. Bu resimler onun için. Laf aramızda daha 5,5 yaşında. Maşallah diyelimmi?

11 Aralık 2007 Salı

Çarşaf Böreğine Gellll Çeşit Çeşit

Dün annemdeydim. İşi vardı gitmek zorunda kaldı. Kızım yemekleri yaparmısın cümlesini kurunca. Bir börek açayım dedim. Aman bir hamur yoğurmuşum. Tam 4 tepsi çıktı. Aslında amacım bir tepsi börek yapmakken. Çeşit çeşit tam dört tepsi yapmak zorunda kaldım.Şimdi afiyetle yenen bu böreklerin resim ve tariflerini sunuyorum huzurlarınıza. Bana bu fikri veren Nino'yada sevgilerimi iletiyorum:))Yukarıda gördükleriniz Kıymalı çarşaf böreği....
Bunlar ıspanaklı efendim benim tercihim bunlardan yana her zaman...
Bu patatesli efendim...
Bunlarda peynirli...

BU böreklerin biri babamın elinde olduğundan resimde bulunamadı kendisi...






Buda un helvası... Gelelim tarife....
Malzemeler....
Un,tuz ve su... İstediğiniz ölçüde ve miktarda hamur yoğurup en az yarım saat dinlendirin. Küçük pazılar yapıp aralarını sıvıyağla yağlayın, 15 dakika dinlendirin. Çarşafla büyün. İstediğiniz iç malzemeyi koyun. Benim gibi çeşit çeşitte yapabilirsiniz. Detaylı bilgi için sevgili Nino'ya yönlendiriyorum sizleri. Sevgiyle kalın...